gototopgototop

Liberalizm (4): Liberalizmin Gerileyişi

E-mail Print PDF
Share
There are no translations available.

6. Liberalizmin Gerileyişi

Munch


Birinci Dünya Savaşı’nın ardından, icraî konumlardaki kıdemli Avrupalı devlet adamlarının bazıları ve diğer liderler yine de esas itibariyle liberal bakış ile yönlendirilse de, ve öncelikle savaş öncesi dönemin politik ve ekonomik kurumlarını onarmak için girişimler yapılsa da, birkaç faktör liberalizmin etkisinin İkinci Dünya Savaşı’na kadar aralıksız gerilemesini beraberinde getirdi. En önemlisi, sosyalizmin, özellikle entellektüellerin büyük kısmının kanaatinde, liberalizmi ilerici hareket olarak yerinden etmesiydi. Böylece, politik tartışma esasen, farklı amaçlarla da olsa, her ikisi de devletin artan faaliyetlerini destekleyen sosyalistler ve muhafazakârlar arasında sürdürüldü. Ekonomik güçlükler, işsizlik ve istikrarsız para birimleri hükümetin daha çok ekonomik kontrolunu talep eder göründüler ve korumacılığın ve diğer milliyetçi politikaların yeniden canlanmasına yol açtılar. Sonuç, hükümet bürokratik aygıtının hızlı bir büyümesi ve hükümetçe geniş kapsamlı keyfî yetkilerin kazanılmasıydı.

Savaş sonrası ilk on yıl boyunca zaten güçlü olan bu eğilimler, 1929 Birleşik Devletler çüküşünü izleyen, Büyük Bunalım süresince dahi daha belirgin hale geldiler. Altın standardının nihaî terki ve 1931’de Büyük Britanya’nın korumacılığa geri dönüşü bir serbest dünya ekonomisinin kesin sonuna işaret eder göründü. Avrupa’nın büyük kısmındaki diktatöryel ve totaliteryen rejimlerin yükselişi, sadece bu yükselişten doğrudan doğruya etkilenmiş ülkelerdeki kalan zayıf liberal gruplara son vermekle kalmadı, ayrıca bu yükselişin doğurduğu savaş tehtidi Batı Avrupa’da dahi ekonomik meseleler üzerine artan bir hükümet hâkimiyetine ve ulusal kendi kendine yeterliliğe doğru bir eğilime yol açtı.
Read More

İkinci Dünya Savaşı’nın bitişinin ardından, kısmen her türden totaliteryen rejimlerin baskıcı karakterine dair yeni bir farkındalık ve kısmen de iki savaş arası dönemde yükselen uluslararası ticaret engellerinin ekonomik buhrandan ekseriyetle sorumlu olduğunun kabulü sebebiyle, bir kez daha liberal fikirlerin geçici bir yeniden canlanması vuku buldu. Temsili başarı 1948 tarihli Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Antlaşması (GATT) idi, ancak, Ortak Pazar ve EFTA (i) gibi daha büyük bir ekonomik birlik yaratmaya yönelik teşebbüsler de görünüşte aynı istikameti hedeflemişti. Fakat, liberal ekonomik ilkelere bir geri dönüşü vaat eder görünen en dikkate değer olay, Ludwig Erhard’ın girişimiyle, kendisini açıkça bir “sosyal piyasa ekonomisi” olarak adlandıran şeye adamış, ve sonuç itibariyle, çok geçmeden galip milletleri refah açısından geride bırakmış olan yenik Almanya’nın olağanüstü ekonomik iyileşmesiydi.

Bu olaylar, bir süre için, esas itibariyle liberal ekonomik rejimin kendisini Batı ve Orta Avrupa’da yeniden mukavemetle kurabilmesini mümkün görünür kılan, benzeri görülmemiş bir yüksek refah dönemine öncülük ettiler. Bu dönem entelektüel sahada dahi liberal politikanın ilkelerini tekrar ifade etmek ve geliştirmek için yenilenmiş çabaları meydana getirdi. Ancak, refah süresini uzatmaya ve para ve kredi genişlemesi araçları ile tam istihdamı sağlamaya yönelik gayretler, sonunda, istihdamın kendisini yaygın işsizliği doğurmaksızın enflasyonun durdurulamayacağı bir şekilde ayarladığı, dünya çapında bir enflasyonist gelişmeyi yarattı. Fakat, işleyen bir piyasa ekonomisi, hükümetin çok geçmeden enflasyonun etkileriyle mücadele etmek için fiyat ve ücret kontrolünü kullanma mecburiyetini hissedecek olması nedeniyle, hızlanan enflasyonun altında muhafaza edilemez. Enflasyon her zaman ve her yerde kontrol altında (directed) bir ekonomiye yol açtı, ve fakat oldukça olasıdır ki, enflasyonist bir politikaya teslimiyet piyasa ekonomisinin yıkımını ve merkezden yönetilen totaliteryen ekonomik ve politik sisteme geçişi ifade eder.

Hâlihazırda, klâsik liberal konumun savunucuları, bilhassa iktisatçılar arasında, tekrar oldukça az sayılara düşmüştür. Ve “liberal” adı, Avrupa’da dahi, bir süreden beri ABD için geçerli olduğu gibi, esasen sosyalist emeller için bir ad olarak kullanılmaktadır, çünkü J. A. Schumpeter’in ifadesiyle “mükemmel ama niyet edilmemiş bir övgü olarak, serbest teşebbüs sisteminin düşmanları etiketi kendilerine mal etmenin akılcıl olduğunu düşündüler.”
(i) EFTA; (Avrupa Serbest Ticaret Birliği) AB dışında ortaya çıkmış bir entegrasyon hareketi. -ç.n.
 
Son Yazılar

3H Menü

LiberAlem Kış

kapak180