gototopgototop

Hayır ve Boykot, "Halkların Kardeşliği"ne Hizmet Etmiyor! PDF Yazdır e-Posta
Share
Bilal Sambur tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 24 Temmuz 2010 22:07

referandumAnayasa Mahkemesi, yetkisinin dışına çıkarak anayasa değişiklik paketini usulden değil, esastan inceleyerek hukuk dışı bir karara daha imza attı. Hukuk dışı bir uygulamaya imza atan Anayasa Mahkemesi, anayasa değişiklik paketinin referanduma götürülmesinin önünü açtı. Başka bir ifade ile Anayasa Mahkemesi, hukuka göre değil, sosyal ve siyasal dengeleri gözeten bir karar verdi. Şimdilik Anayasa Mahkemesinin vermiş olduğu karar, sıcak bir şekilde tartışılmamaktadır. Tartışılan artık referandum ve sonrasıdır.

12 Eylül 2010 Tarihinde yapılacak referandum konusunda üç temel tercihin ortaya çıktığı görülmektedir. Evet, hayır ve boykot şeklinde beliren üç şıkkın savunucuları ve karşıtları bulunmaktadır. Herkes kendi tercihinin ne kadar isabetli olduğuna toplumu ikna etmeye çalışmaktadır. Ancak bu tercihlerden herhangi birini savunmaya yönelik ortaya konulan argümanların büyük bölümünün, anayasa değişiklik paketiyle bir ilgisi bulunmamaktadır. Özellikle hayır ve boykot yanlıları, referandumu Ak Parti’ye tepki göstermenin ve onu reddetmenin bir fırsatına dönüştürmek istemektedirler. Başka bir ifade ile, hayır ve boykot cephesi, bu referandumda toplum ve Ak Parti arasındaki bağları kesmeyi hedeflemektedir. Hayır ve boykot bloku, referandum sonuçlarından, toplumdan tepki gören bir Ak Parti tablosunun ortaya çıkmasını şiddetle arzu etmektedir.

12 Eylül referandumunda oylanacak olan, salt bir anayasa değişiklik paketi değildir. Asıl oylanacak olan vesayet sisteminin bizzat kendisidir. Anayasa değişiklik paketinin ezici bir halk çoğunluğu tarafından kabulü, vesayet sisteminin formel ve informel bütün aktörlerini ve kurumlarını derin bir krizin içine sokacaktır. Hayır şıkkında ittifak eden CHP, MHP ve diğer nasyonalist sosyalistler, bürokratik vesayet sistemini topluma karşı korumaya çalışmaktadırlar.

Vesayet yanlıları, toplumun anayasa yapma sürecinin asıl aktörü olmasının önü açıldığında bunun arkasının geleceğini bilmektedirler. Referandum, bu bağlamda stratejik bir öneme sahiptir. Bu referandumda oylanacak aslında şudur: Toplum, kendisini tasfiye ederek var olan vesayet sistemine devam mı diyecek yoksa bu vesayet sistemini tasfiye ederek demokratik ve sivil bir sistemin inşasının önünü mü açacak? Hayır ve boykot bloku, referandumun arkasında esas oylananın bu olduğunu ucuz bir Ak Parti karşıtlığıyla karartmaya çalışmaktadır. Kamuoyunda boykot ve hayır seçeneklerinin aynı anlamda değerlendirildiğine şahit olmaktayız. Boykot kararıyla BDP’nin MHP ve CHP ile beraber vesayet sisteminin savunucusu olduğu vurgulanmaktadır. Ancak BDP, boykot kararıyla ‘hayır’dan farklı bir siyasi seçeneği benimsediği mesajını vermektedir. Boykot seçeneğini, hayır’a destek ya da mahçup bir hayır şeklinde yorumlayan yaklaşımlar yetersizdir. BDP, boykot seçeneğiyle stratejik bir politikayı uygulamak istemektedir. BDP’nin uygulamaya soktuğu bu stratejik politikanın ülkemizde barış, hukuk, çoğulculuk ve özgürlük çerçevesinde bir arada yaşamayı savunan demokratik ve sivil yaklaşım tarafından iyi okunması gerekmektedir.

BDP, boykot kararıyla kendisini politik olarak farklı bir yere yerleştirmiştir. Evet ya da hayır seçenekleri arasında hiçbir fark olmadığını, ikisinin de hakim sisteme hizmet etmekten başka bir işe yaramadığını savunan BDP, sistemin dışında kendisini konumlandırdığı intibaını vermeye çalışmaktadır.BDP, sadece kendisini değil, referandumu boykot etmekle Kürtleri de statükonun dışında konumlandırmayı hedeflemektedir. Boykot politikası, Kürtlerin statükoya duydukları tepkiyi kullanmaya yönelik akıllı bir tercih gibi gözükmektedir.

Formel olarak boykot, demokratik bir seçenektir. Ancak BDP, boykotu otoriter bir dayatma olarak bütün Kürtlere empoze etmektedir. Boykot politikasıyla BDP, tüm Kürtlere kendi seçeneğini dayatabileceğini, referanduma katılıp oy kullanmak isteyenleri sosyal baskı ve arka plandaki baskı metotlarını kullanmak suretiyle engelleyeceğini hesaplamaktadır.BDP, Kürtlerin, vesayet sistemine hayır, demokrasiye evet anlamına gelecek şekilde referandumda tercihlerini ortaya koymalarından korkmaktadır. Daha doğrusu BDP, etki alanının dışında, geniş bir sivil ve farklı Kürt sosyal gerçekliğinin referandumda kendisini tezahür ettirmesini engellemek istemektedir.

BDP, evet ya da hayır diyerek referanduma katılan Türklere karşılık referandumu boykot eden Kürtler şeklinde birbirine karşıt bir toplumsal tablonun ortaya çıkmasını istemektedir. Boykot suretiyle Kürtlerin, yapılan ve yapılacak olan demokratikleşme girişimlerinden hiçbir beklentisinin olmadığı kanaati verilmektedir. Kürtler için hiçbir şeyin değişmeyeceği algısının yaratılması, Kürtlerin psikolojisinde kötümserliği ve kaygıyı derinleştirmekten başka bir işe yaramamaktadır.Evet ya da hayır diyen Türklere karşı referandumu boykot eden Kürtler tablosu, iki toplumsal kesim arasındaki sosyal, psikolojik ve siyasi farkı derinleştirecektir. Kürtlerin, Türklerin, Alevilerin, Sünnilerin, kısacası bu coğrafyada yaşayan herkesin çıkarı demokrasi, hukuk, insan hakları, özgürlük ve refah standartlarını maksimum düzeyde arttıran yeni bir Türkiye’nin inşasındadır. Ancak referandumu boykot etmek, Türkiye’nin demokratikleşmesine hiçbir katkı sunmadığı gibi, ‘halkların kardeşliğine de’ hizmet etmemektedir.BDP, boykot çağrısıyla olumsuz bir sosyal tablonun oluşmasına neden olduğunu fark etmeli ve boykottan vazgeçmelidir.

Yorumlar (3)Add Comment
0
Haydar Eren
Temmuz 27, 2010
69.140.252.97
Oy sayısı: +2
cici Kürtler

Buradaki "Evet" davetine sahsen katiliyorum.
Ama BDP nin boykot kararinin altindaki nedeni aciklama cabasi bazi TV kanallarindaki yorumcularin "mesaj"indan farkli degil dogrusu.

BDP nin boykotuna neden olan sebep: AKP nin Kürt sorununu kendi partisindeki Kürtler misali cozmeye calismasi gayretidir.
Yani; "ben Kürdum" diyemeyen cici Kürtler politikasi.
Oysa bu tur Kürtler CHP'de de, AP'de de, MSP'de de herzaman vardi. Hatta bakan, cumhurbaskani bile oldular ama Kürt sorunu sona ermedi.
Ermez.
Cunku Kürt sorunu ilk olarak bir kimlik sorunudur. 1970-80 lerde PKK, Apocular vs denilince nefret duygularini gizlemeyen Ankarali, Kutahyali, Kastamonulu vs Kürtler devletin bu soruna bir cozum bulacagini umut etmisler, fakat sonuc nafile olmustur.
Diyarbakir Zindanlarina, onbinlerce Faili Mechullere, mezralari bosaltildiktan sonra buyuk sehirleri dolduran kapkacci cocuklara sahip cikilmamasina olan tepkide birazda kendini goren Ankarali, Kutahyali, Kastamonulu Kürtler giderek PKK ya olmasada BDP ye negatif yaklasmayi birakmislardir. Tek kelime Kürtce bilmeyen Kürt kimseler bile bir vicdan hesabi icine girmislerdir.

Bugun, Kürt sorununun cozumunu bir devlet politikasi ile cozulmesini bekleyen Ankarali, Kutahyali, Kastamonulu, Hakkarili Kürtler; PKK ile savasin sona erdirilmesini ve BDP nin sozlerine kulak verilmesini bekliyorlar.
Bu beklentisine karsilik bulamayinca da tepkilerini referanduma boykot ile gosteriyorlar.

Olay bu.

***

Su an itibariyla referandum sonuclari az bir oranda olsada "evet" olarak cikacak gibi gorunuyor. Umarim oylede olur.
Eger AKP referandum sonuclarinin getirdigi momentumu iyi kullanamaz ve rahvanliga kapilirsa kendinede, Turkiyeyede yazik eder.

0
Halil Kara
Ağustos 07, 2010
91.101.13.96
Oy sayısı: +1
Aglasakmi, gulsekmi...yoksa aglanilacak halimize gulsek dahami iyi olur...

Yillarca, koyumdeki insanlara ve sesimin yetistigi her insana, genel secimlerde oyunuzu haktan, hukuktan, demokrasiden ve insan haklarindan yana olan partilere verin derdim.
Eger onlara veremiyorsaniz bile, sandiga bos oy atin derdim, bos oy atinki, haksizlik, hukuksuzluk ve kandan gecimini saglayan bu kokusmus 80 yillik sistem, Aziz Nesin`in dediginin aksine sizlerin artik surulecek koyun surusu olmadiginizi anlasin.
BDP nin bence bugun yaptigida budur.
Ama gel gelim, 2010 yilinda hala bu tartismalari yapiyoruz, kanlar ve canlar yok olmaya devam ediyor!!!
Bilal Sambur beyin yazisinda, can alici, onemli bir iki noktasina isaret edecegim.
"Ancak BDP, boykotu otoriter bir dayatma olarak bütün Kürtlere empoze etmektedir. Boykot politikasıyla BDP, tüm Kürtlere kendi seçeneğini dayatabileceğini, referanduma katılıp oy kullanmak isteyenleri sosyal baskı ve arka plandaki baskı metotlarını kullanmak suretiyle engelleyeceğini hesaplamaktadır".
Tamam, BDP bunu yapiyor ve siz haklisiniz diyelim.
Yani AKP mitinglerinde evet isterken, CHP ve MHP mitinglerinde hayir isterken BDP nin metodlarini kullanmiyorlar. Onlar sadece isteme ile yetinirken, BDP otoritesini kullaniyor ve halklari bu yolda empoze etmeye calisiyor.
"BDP, evet ya da hayır diyerek referanduma katılan Türklere karşılık referandumu boykot eden Kürtler şeklinde birbirine karşıt bir toplumsal tablonun ortaya çıkmasını istemektedir".
Yani yeni turkce ile anlamaya calisirsak, siz burada BDP boykotu sadece Kurt halkindan istiyor diyorsunuz.
Bilal bey, yazinizda su sorularin cevabini bulamiyorum, umarim lutfeder aydinlatirsiniz beni.
Birinci sorum su; BDP mitinglerinde boykot isterken, AKP mitinglerinde evet isterken, CHP ve MHP mitinglerinde hayir isterken, sizce bu istemlerin arasindaki fark nedir, metod farklari nedir, nasil boyle bir yargiya ve boyle bir sonuca vardiniz?
Ikinci sorum su; BDP sadece Kurt halkindan boykot istiyor, diger halklardan hic birinden boykot etmelerini istemiyor, ve onlarin ya hayir yada evet demelerini bekliyor. Boyle bir yargiya ve boyle bir sonuca nasil vardiniz ?

Not: Butun partiler, sivil toplum orgutleri, akli basindaki insanlar, anayasinin butununu degistirmek isterken, bu imkanlar varken, halklarimizin karsisina ne oldugu belli olmayan bir paket sunuyorlar... Uyan Turkiye uyan, zaman oyalanma zamani degil !!

Cevabinizi veya yorumunuzu dort gozle bekliyorum.
Guzel yarinlar icin....
Halil Kara (Danimarka)

0
Halil Kara
Ağustos 13, 2010
91.101.13.96
Oy sayısı: +1
Kuyuya attim bir tas.....

Bilal Sambur bey, referandum suresinde kendince surece katkida bulunmak icin caba gostermis, saygi gostermek lazim. Her kesin elinden geldigi, bildigi, yapabildigi kadari ile katki sunmasi onemlidir, destekliyorum.

"Sizin bildiginiz, karsinizdakinin anladigi kadardir" siyarindan yola cikarsak eger, iki sonuc elde edebiliyoruz bu makaleden: Birincisi, ben Bilal beyin yazdigini anlayamadigim sonucu. Ikinciside, Bilal bey yazdiklarinin nerelerden ciktiginin tam farkinda degil, yani kuyuya bir tas atayim da, 80 milyon insan bu tasi nasil cikaracagini dusune dursun.

Ben birinci cikan sonuctan yola cikarak, Bilal beyin makalesindeki iki noktaya isaret ettim ve beni aydinlatmasini rica ettim.

Gel gelelim, aradan bir hafta gecmesine ragmen Bilal bey den hala ses cikmiyor. Ne bir aciklama nede bir cevap.

Her seyde bir hayir vardir demis buyuklerimiz, mutlaka bunda da bir hayir vardir diyelim ve Bilal beye basarilar dileyerek noktayi koyayim.

Saygilar...
Halil Kara (Danimarka)

Yorum yaz
 
 
daha küçük | daha büyük
 

security image
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy
 
Son Yazılar