
11 Temmuz'da Ankara'da dağıtılmak üzere, 3H Hareketi tarafından hazırlanan bildiridir:
"Düşmanlarımız sadece tek bir ırk tanıyorlar, kendi ırkları; tek bir din tanıyorlar, kendi dinleri; tek bir siyasi parti tanıyorlar, kendi partileri... Kendilerinden olmayan ne varsa onlar açısından yok edilmeye mahkumdur.”
-Aliya İzzetbegoviç
Tam 15 yıl önce bugün, Bosna-Hersek’in doğusunda bulunan Srebenitsa kentinde, 2. Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa'da yaşanan, insanlığa karşı işlenen en büyük suç olarak arşivlerde yerini alan Srebrenitsa Soykırımı gerçekleştirildi.
Srebrenitsa, Bosna Savaşı sırasında Birleşmiş Milletler (BM) tarafından güvenli bölge ilan edilerek silahsızlandırı lmıştı. Bu "Güvenli bölge"nin koruması ise BM Barış Gücü'ne ait 400 Hollandalı askere bırakılmıştı.
11 Temmuz 1995 tarihinde şehir Ratko Miladiç komutasındaki Çetnik Sırp ordusu tarafından işgal edildi. Tamamı silahsız, resmi kayıtlara göre 8 bin, tahmini rakamlara göre 11 binden fazla Boşnak erkek hunharca katledildi. Cesetler -teşhis edilemesin diye- askerler tarafından parçalanıp, sayısı 370’i bulan toplu mezarlara gömüldü.
Katliam esnasında, bölgeyi korumakla görevli BM'ye bağlı Hollanda güçleri hiçbir şey yapmaksızın bölgeyi terk etti. Daha sonra ortaya çıkan görüntülerde; kentteki vahşet sürerken Çetnik Sırpların lideri Ratko Mladiç’in Hollanda birliğinin komutanına hediyeler verip beraber kadeh kaldırdıkları görüldü. Hollanda hükümeti, 2006 yılında, soykırıma göz yuman askerlerini -yargılamak şöyle dursun- "Görevlerini zor şartlar altında yerine getirmelerinden" dolayı madalya ile ödüllendirdi.
BM'nin yargı organı Lahey Uluslararası Adalet Divanı, 2007 yılında yaptığı değerlendirmede, Bosna'nın genelinde yaşananları "içsavaş" diye geçiştirirken, Srebrenitsa' da yaşananları "soykırım" olarak kabul etti; ancak BM'nin ya da Hollandalı askerlerin sorumlulukları na değinmedi, dahası "Sırbistan'ın bundan sorumlu tutulamayacağına" hükmetti.
Diğer deyişle soykırım faili meçhul kaldı!
Avrupa'nın orta yerinde 1992-1995 yılları arasında yaşanan Bosna trajedisinde 312 bin kişi hayatını kaybetti. 60 binden fazla Boşnak kadın sistematik tecavüz vahşetine maruz kaldı. 1 milyon Boşnak, doğduğu toprakları, vatanlarını terk etmek zorunda kalarak mülteci durumuna düştü.
Silahsız bir halk Avrupa’nın göbeğinde, tüm dünyanın gözleri önünde soykırıma uğrarken “medeni” Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri olanlara seyirci kaldı.
Soykırımın sorumlularından çoğu hala bulunamadı; yüz binlerce masum sivili katleden, on binlerce kadına tecavüz eden Sırp Çetnikler hala özgürce aramızda dolaşıyor. Olayların üzerinden 15 yıl geçmesine rağmen Srebrenitsa katliamını “Türklerden alınan bir intikam” olarak niteleyen Sırp general Ratko Mladiç de yakalanamayanların arasında.
Her geçen gün Srebrenitsa' da yeni bir toplu mezar bulunuyor. Acılarımız hala tazeliğini koruyor.
Bu olaylar dünyada; adaletin gücünün değil, gücün adaletinin hakim olduğunu göstermiştir.
Bugün bizler, son asrın en asil ve zarif lideri, "Bilge Kral" Aliya İzzetbegoviç'in sözlerine kulak veriyoruz:
"Savaşta büyük zulme uğradınız. Zalimleri affedip affetmemekte serbestsiniz. Ne yaparsanız yapın, ama soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır."
Peki 11 Temmuz sizin için hala bir şey ifade etmiyor mu?
| < Önceki | Sonraki > |
|---|















