Tue - 29 Jul
Written by Ercan Erensayın
There are no translations available.
Ludwig von Mises, Avusturya İktisat Okulu'nun Hayek'le beraber en önemli iktisatçısı ve düşünürüdür. Mises, iktisat teorisine ilişkin çalışmaları ile klasik liberal düşünce geleneğinin günümüze taşınmasında ayrı bir yeri olan kayda değer bir isimdir. Her ne kadar kendisi Keynesyen müdahaleci iktisat modelinin baskın düşünce olduğu bir dönemde eserlerini vermişse de; 1970 sonrası liberal ekonomi politikalarının uygulanmasında fikirleri takip edilen, hayranlık uyandıran bir iktisatçı olarak, iktisat tarihinde sağlam, ama bir o kadar da mütevazi bir yer edinmiştir. Her halükarda; liberalizm, iktisat, müdahalecilik ve bilimsel metod üzerine analizleri dolayısıyla Mises, çok özel ve üzerinde durulması gereken bir şahsiyettir.
Mises'i ve fikirlerini daha iyi tanımak için her şeyden önce, Avusturya İktisat Okulu'nun tarihine ve bu okulun iktisat teorisindeki yerine bakılmalıdır. Avusturya İktisat Okulu'nun kurucusu iktisatçı Carl Menger'dir.Menger, 1871 yılında yayınlanan "Politik İktisadın İlkeleri" isimli eseriyle, yeni bir iktisat ekolonün doğuş haberini vermiştir. Alman Tarihçi Okulu ile iktisat metodu üzerine yaptığı tartışmalarla adını duyuran Menger; Avusturya iktisadının temel çizgilerinden biri olacak, iktisat bilimi açısından ses getirecek ve sonraki iktisatçılar tarafından geliştirilecek "marjinal fayda prensibi"ni iktisat teorisine kazandırmıştır. Marjinal devrim diye de adlandırılan bu yeni prensip "subjektif değer teorisi"nin temellerinin atılmasına ciddi katkılar sağlamıştır. Avusturya İktisat Okulu'nun ilk kuşağında Menger ve onun öğrencileri olan Wieser ve Böhm-Bawerk vardır. İkinci kuşakta ise Hans Mayer ve uluslararası ilişkiler alanındaki çalışmaları ile bilinen Schumpeter ve Ludwig von Mises; üçüncü kuşakta en az Mises kadar önemli bir iktisatçı olan Hayek vardır. (1).
Yahudi asıllı bir Avusturya'lı olan Mises, Avusturya'nın, özellikle de başkent Viyana'nın ekonomik ve kültürel açıdan oldukça geliştiği ve liberal ekonomik uygulamaların bu gelişmede önemli rol oynadığı bir ortamda, 1881 yılında dünyaya gelmiştir. Hem Avusturya hem de Alman kültürü etkisindeki diğer ülkelerde sosyal, kültürel ve ekonomik canlılığın önemli temsilcileri Yahudiler'di. Franz Joseph'in liberal yönetimi altındaki Avusturya, bir anlamda altın çağını yaşıyordu. Ne yazık ki bu refah dönemi Birinci Dünya Savaşı'na gidilen yıllarda müdahalecilik ve sosyalizme yönelik artan ilgi ve destek, Franz Joseph'in ölümünün ardından gelen yönetimin illiberal ekonomik politikalar uygulaması nedenleriyle sona ermiştir. İlginç olanı bu refahın yaratılmasında dikkat çeken bir role sahip Yahudi Avusturya'lıların, ileride kendileri için de çeşitli sıkıntılar yaratacak olan illiberal politikaları desteklemeleri ve sosyalizme duydukları aşırı ilgidir. Bu yıllarda üniversite yaşamına adım atan Mises, diğer birçok Yahudi'nin aksine klasik liberal fikirlerin en önemli savunucusu olacaktır.(2)