Yakın zamanda önümüze sandıklar konulacak ve herkes kendi meşrebine göre bir karar verecek. Şu ana kadar yapılan tartışmaların pek de sağlıklı olduğunu düşünmüyorum. Referandumuna konu olan maddeler incelendiğinde bu referandumun temel mantığı “sivilleşmeye bir adım daha” olarak yorumlanabilir. Zira söz konusu maddelerin önemli ölçüde sivilleşmeye yardımcı olduğu açıktır. Dolayısıyla referandumu bir seçim havasına sokmak, bir partizanlık ekseninde bakmak yapılan yeniliklere karşı bir hakarettir.
Söz konusu maddeler genel Ab ilerleme raporlarından, gerek sivil toplum kuruluşlarından, gerek de bireysel olarak yükselen seslere bir ayna tutmuş durumdadır. Elbetteki önümüze konulan maddeler değişiklik taleplerinin çok az bir kısmını kapsamaktadır fakat “bir şey tamamen yapılamıyorsa tamamen de terk edilemez” kuralınca yapılacak değişikliklere köstek olmak aklın, mantığın kabul edebileceği bir şey değildir. Bir sınavda tüm soruları cevaplayamadığı için yaptıklarını da silen bir öğrencinin ahmaklığı neyse anayasa değişikliğine “Tamamen yapılmadığı için” karşı çıkmak da aynı ahmaklıktır.
Referandum aslında bir bakıma 1930 model demokrasi isteyenlerle 2010 model demokrasi isteyenleri de ayrıştıracaktır. Hala 20.yüzyıldan kalma sayıklamalarla ciddiyetsiz bir muhalif bakışla karşı karşıyayız. Aslında bu telaşları da bir bakıma yıllarca zulmettikleri, tanımadıkları insanların kendilerinden hesap soracağından ileri gelmektedir. Gönül isterdi ki mevcut değişiklikler “vatan-millet”,”fındık” gibi ayaklarla değil de özgürlükler ekseninde sorgulasalardı. Mesela bir lider çıkıp “Yaptıkların iyi fakat bunların içinde Yök’ün kaldırılması da olmalıydı”,başka bir lider “Değişiklikler anlamlı olmakla birlikte seçim kanununda değişiklikleri de içermeliydi” deseydi sizce şu an hangi seviyede olurduk? Kalkınmış toplumları incelediğimizde gözümüze çarpan olaylardan biri de “akıllı muhalefet” olgusudur. Eğer sizin sisteminizde akıllı bir muhalefet varsa o ülke değişim için tartışır, iş olsun diye değil. Akıllı muhafetin hem kendisine hem de hitap ettiği kitleye yararları çok açıktır. Akıllı muhalefet iktidarı değişime zorlamasıyla hem kendine artı puan kazandıracak, hem de kendisinin yönetime geçmesi durumunda daha geniş alanlarda yüzmesini sağlayacaktır.
Referandum bir son değil, bir başlangıçtır. Sizler bu değişikliklere destek çıkarak yöneticileri değişikliklere zorlamalısınız ki o zaman insanları “değişimden çark etme” gibi bir konuda suçlayabilesiniz. Aksi halde insanları niçin reform yapmadıkları konusunda suçlarsanız,”sen zamanında bir bölümüne bile tahammül edememiştin ki” eleştirisine maruz kalırsınız.
Resmi tarih, resmi ideoloji gibi ezberlere hala bir din gibi iman edenlerin ise durumu daha vahimdir.2010 dünyasında insanlar her an ne yaptığınızdan haberdarlar. Artık siz 21.yüzyılın taleplerine cevap vermezseniz hem dünyada, hem ülkenizde gülünç duruma düşersiniz. Resmi yalanların çöktüğünü gerek dünyada, gerekse ülkemizde görmekteyiz. Artık istibdat mantığı kabul görmemektedir, siz insanları “ülkenin hayrına” yalanlarıyla kandıramazsınız. Açık toplum metodu dünyaya yayılmaya devam ediyor. Önceleri ana omurgalar gündemi belirler, onların menfaati dışında herhangi bir şey tartışmaya açılmazdı. Hatırlanacağı üzere 90’lı yıllarda ortaya çıkan mason ayinleri görüntüleri birkaç TV kanalının dışında görünmemiş,diğer tüm organlarda müslüm gündüz,ali kalkancı tezgahını seyretmiştik.Şimdi ise teknolojinin ilerlemesiyle attığınız her adım kayıt altındadır ve bunun hesabı hiç ummadığınız bir anda sorulabilir.
Değişime direnmenin bedeli tarihin küflü sayfasına doğru yol almaktır.Sizler ya değişime yüzünüzü çevireceksiniz ya da acı çığlıklarla kara deliklere doğru çekileceksiniz.
Ömer KAYA

| < Prev | Next > |
|---|








