gototopgototop
  3H Blog

3H Hareketi Üyelerinin Blogu


racism

Milliyetçiliğin Mantığı ve Faydası

There are no translations available.


Hayvanlar kendisine verilmiş olan vazife sanki bir programla kafasına yerleştirilmişçesine doğdukları andan itibaren çalışmaya başlarlar.20 günde en zeki mühendislerin yapamayacağı işleri öğrenirler. Hâlbuki insanoğlu istisnalar hariç en az 20 yılını harcar. Bu 20 yıl çevresini anlamlandırma ve kendi yetkinliğine dair temelleri atmakla geçer. Yıllar geçtikçe insanlar fıtratından gelen eğilimler doğrultusunda bir veya daha fazla alanda uzmanlaşırlar. Yılların getirdiği bilgileri kendince yorumlayıp ortaya koyan kişi de bir eser oluşturur. Bu eser ilgilisinin teveccühüne sunulur. İlgili kişileri de bu eserdeki sanatlardan dolayı sanatkârı kutlar. Alıcı pozisyonunda olan kişiler sanatkârı niçin kutlar? Sanatkâr kendi tercihleri doğrultusunda bir eser ortaya koymuştur ve o bunun malıdır. Yani bir insanın kendi seçimlerini yoğurarak ortaya eser koyması ve bu eserleriyle övünmesi gayet normaldir.

Milliyet doğum yerleri ve ana-baba üzerinden belirlenen bir kavramdır. İnsanlar anne-babaları ve doğum yerlerini kendileri seçemezler. Yani bir insanın avrupada veya afrikada doğma olasılığı aynı olduğu gibi anne-babasının da çeşitli şekillerde kombinasyonu mümkündür. Peki, insan kendi tercihi olmayan bir şey olaydan dolayı gurur duyabilir mi? Matematiksel olarak olabileceği bir yere kin beslemek insan zekâsına hakarettir. Zira bir insan Türk doğabileceği gibi, Yunan da doğabilir, Ermeni de. Milliyetlere önem atfetmek bu noktadan dolayı yanlıştır.

   
free_vote_poster_med

Referandum Adabı

There are no translations available.

Yakın zamanda önümüze sandıklar konulacak ve herkes kendi meşrebine göre bir karar verecek. Şu ana kadar yapılan tartışmaların pek de sağlıklı olduğunu düşünmüyorum. Referandumuna konu olan maddeler incelendiğinde bu referandumun temel mantığı “sivilleşmeye bir adım daha” olarak yorumlanabilir. Zira söz konusu maddelerin önemli ölçüde sivilleşmeye yardımcı olduğu açıktır. Dolayısıyla referandumu bir seçim havasına sokmak, bir partizanlık ekseninde bakmak yapılan yeniliklere karşı bir hakarettir.

Söz konusu maddeler genel Ab ilerleme raporlarından, gerek sivil toplum kuruluşlarından, gerek de bireysel olarak yükselen seslere bir ayna tutmuş durumdadır. Elbetteki önümüze konulan maddeler değişiklik taleplerinin çok az bir kısmını kapsamaktadır fakat “bir şey tamamen yapılamıyorsa tamamen de terk edilemez” kuralınca yapılacak değişikliklere köstek olmak aklın, mantığın kabul edebileceği bir şey değildir. Bir sınavda tüm soruları cevaplayamadığı için yaptıklarını da silen bir öğrencinin ahmaklığı neyse anayasa değişikliğine “Tamamen yapılmadığı için” karşı çıkmak da aynı ahmaklıktır.

   
Vesayet Son Tekme: Serinkanlılık

Vesayet Son Tekme: Serinkanlılık

There are no translations available.

Türkiye son yıllarda baş döndürücü bir değişim yaşıyor. Bu ülkenin insanına 80 küsur senedir hayatı zehreden ittihat ve terakki kafası artık ağır bir krizin eşiğine gelmiş durumda. Kendisini meşru kılan tüm aygıtlar yavaş yavaş tarihin karanlığına karışmak üzere.

Kanla, gözyaşıyla, katliamlarla, idamlarla kanlı bir iktidar oluşturuldu 80 yıl öncesinde. Bu kan kokan iktidarın korunması da elbetteki kanla olacaktı. Farklılıkları susturmayı kendine rehber edinen bir zihniyet sivil kanadıyla haksız cezalar yağdırmakta, askeri kanadıyla kurşunlara dizmekteydi. Bu ülkenin düşünen insanları düşünmenin bedelini yıllarını hapiste geçirerek ödediler. Resmi ideoloji dairesi dışında herkes “vatan haini” ilan edilmiş ve inanılmaz bir kampanya başlatılmıştı. Paçalarından kan damlayanların yazdığı tarih de elbette büyük çelişkiler ve yalanlar içermekteydi. Zira yapay oluşturulan bir kalıba tüm insanları uydurmak gerçekten meziyet isteyen bir işti.
   
pluralism

Özgürlüklerin Önündeki En Büyük Engel: Kendine Özgürlükçülük

There are no translations available.

Çağımız bir nevi özgürlükler çağı. Tabii özgürlükler çağından kasıt özgürlüklerin tamamıyla verilmiş olmasından çok ona ulaşabilme yönünde yoğun çaba. Özgürlük dediğimiz kavramın ismi bile insanın içini kıpır kıpır yapıyor. Her insan kendini yetiştiği çevre, aldığı eğitim doğrultusunda çeşitli özgürlüklerden pay almak ister çünkü insanın doğası devamlı özgürlük peşinden koşmuştur.

Özgürlükleri elde etme yöntemi özgürlükler kadar önem teşkil ediyor. Özgürlük talebimiz arasında girmeyi başaranlar sadece biz veya çevremize menfaat sağlayan özgürlükler ise bu zayıf bir taleptir. Zayıf kelimesini özellikle kullanıyorum zira özgürlükler tahta çubuğa benzer bir bakıma. Eğer özgürlükleri tüm toplumun çıkarları ekseninde savunursanız o tahta parçalarını kırmak isteyenler bu bütünlük karşısında güç getiremeyeceklerdir fakat özgürlükleri belli zümrelere ayırıp “Sen şu özgürlüğü savun”,”O da başka özgürlüğü savunsun” diye görünür olmayan ama sosyal bir politika haline getirmek tahtaları tek tek kırmaya benzer ki bu da özgürlüklere düşman kişilerin ekmeklerine yağ sürmekten öteye gitmez.

   

Tüm Terziler Birleşin !!

There are no translations available.

Ülkemiz son dönemde bir şekilde kabuğunu kırmaya çalışıyor. Daha doğrusu kabuk yerine deli gömleği çıkarmak istiyor demek gerekiyor. Bu deli gömleği artık içindeki vatandaşı sıkıntıya koymaktan başka bir işe yaramıyor. Bu deli gömleğinden sıkılanlar olduğu kadar bunun terzileri ve fikir babaları da var.

Yaşanan değişimden öyle rahatsızlar ki dikilecek yeni elbiseye karşı çıkıyorlar çünkü  bu elbise terzilikte oluşturdukları uzmanlık alanına girmiyor. Bu ülkenin insanı artık "doğruyu bile dikte ettiren" bir anlayış yerine kendi yatağını arayan su misali kendi üzerine uygun bir kıyafet arıyor. Yeni kıyafetin dikilmesinde en önemli husus niyetin elbiseyi mümkün olduğunca işlevli hale getirmektir. Üstelik bu elbisenin dikim işlemi sadece terziye mahsus değildir. Yardımcı olmak isteyen diğer terziler de pek âla fikir üretebilirler. Önemli olan kıyafeti diken terziye takılmadan kıyafetin daha iyi nasıl tasarlanabileceğini düşünmektir.
   

3H Şubat Semineri: Darbelerde Anayasaların Rolü, @Ankara

There are no translations available.

   
democracy_330025

Hadi Gayret!

There are no translations available.

Ülkemiz sancılı günleri yaşamaya devam ediyor. Aslında bu yaşanan sancılar bir bakıma olumlu çünkü sancı doğumun da habercisidir. Özellikle demokrasiye gönül vermiş insanların dört gözle beklediği bu doğum beklenenden de uzun sürebilir. Takdir edersiniz ki sancısız doğum düşünülemez. Kafamızı duvarlara vura vura bu doğumu gerçekleştireceğiz. Doğumu bekleyenler kadar doğumu engellemek isteyen hatta doğacak kavramı tekmeleyip hayata gelme şansı vermek isteyenler olacaktır çünkü her dönemde değişimi herkes idrak edemiyor. Değişime takılan güçler her dönem ayak diretmiş ancak kazanan değişim olmuştur. Tabii ki bu bebeğin sağlıklı doğmasını istiyorsak onu iyi bir şekilde beslemeli, sağlığına dikkat etmeliyiz.
   
democracy

Tarih Kimleri Yazar ?

There are no translations available.

Sorun çözmek zorlu bir süreçtir. Önce sorunun ne olduğunu anlamaya çalışır, onu oluşturan sebepleri inceler, kaynaklarına ulaşmaya çalışır (ki ülkemizdeki en büyük yaklaşım hatalarından biri de budur: ”Orda bir köy var uzakta gitmesek de o köy bizim köyümüzdür” tarzı şarkılarla özetlenebilecek bir yaklaşımdır), var olan soruna dair çözüm yaklaşımlarının artılarını eksilerini yan yana yazarak en makul olanı sunmak çözüm için önemli adımlar silsilesidir.

Sorun çözme işi aynı  zamanda cesaret gerektiren bir iştir. Gerekirse bulunduğu makamından feragat edebilecek kadar kararlı olmalı insan.”Herşeye rağmen” lafı bu kararlılığa dair en önemli adımlardan biridir. Sorun çözümleri kısa vadede çözen kişinin aleyhine de görünebilir kimi zaman
   
http://015cdd5.netsolhost.com/ldp/esnaf/images/devletcilik3k.gif

Biz De Tekel İşçilerini Protesto Ediyoruz!

There are no translations available.

Biz De Tekel İşçilerini Protesto Ediyoruz!

Mezunuz - İşsiziz – Razıyız

7 Şubat Pazar, Saat 10.00 

Atatürk Kültür Merkezi Önü – Taksim/İstanbul

Son günlerde özelleştirme mağduru olarak topluma lanse edilen Tekel işçilerinin devletten talepleri ve yaptıkları eylemler gündemde sıklıkla yer bulmaktadır. Biz 3H Hareketi olarak topluma  oldukça yüzeysel bir biçimde özelleştirme mağduru sıfatıyla sunulan işçilerin, aslında ezilen değil ne yazık ki haksız olduğu görüşündeyiz.

Ülkemiz ekonomik kriz nedeniyle oldukça zor bir dönemden geçmektedir. Bu ortamda eğitim düzeyi yüksek birçok gencimiz oldukça düşük ücretlere çalışmaya razı olduğu halde iş bulamamakta iken, ülkemizde sırtını devletin sağladığı olanaklara dayayarak yaşamaya alışmış bir kesimin varlığı çok acı vericidir. 

Tabi bu durumun tek suçlusu asla tekel işçileri olamaz. Bu çarpık durum için geçmiş popülist hükümetlerden mutlaka hesap sormalıyız. Zira onlar, devlet memurlarına yıllarca yüksek ücretler ve işten çıkarılmama garantisi vaad ettiler. İnsanları akıl dışı bir düzene inandırdılar. Bu sakat düzenin cefasını, yüksek vergiler ve düşük büyüme oranlarıyla, işçisi, memuru, esnafı, emeklisi, öğrencisi, hep beraber biz çektik.

Biliyoruz ki, yılların getirdiği populist politikalar sonucu tekel işçilerinin kanıksamış olduğu bu “bedavacılık” afyonundan bir anda kurtulması imkansız; bu tatlı rüyadan uyanmak biraz zaman alacak. Ancak biliyoruz ki acı ilaçlar içilmeden, kronikleşmiş hastalıklar iyileşmez. Duygularımızla hareket edersek ileride çok daha büyük acılarla karşılaşırız. Bir azınlık uğruna çoğunluğun ödediği maliyet; ve bunun getirdiği fakirlik ve sefalet hiç bitmez.

Ve yine biliyoruz ki, bu ülkede, “mağdur“ TEKEL işçilerinin beğenmediği şartlarda çalışmak isteyen milyonlarca vatandaşımız var. Biz üniversite mezunu gençler olarak da, burada o milyonları temsil ediyoruz. Eğer, bu şartlarda bizleri işe almak isteyen varsa hemen işe başlamaya hazırız. Kısacası "MEZUNUZ-İŞSİZİZ-RAZIYIZ" diyoruz.

Unutmayın, bu çarpık sistem, tek tek hepimizin cüzdanından çıkan 1 liralarla dönmektedir! Bizi vicdansızlıkla suçlayacak olanlara da lafımız şudur: Esas vicdansızlık, devlete sırtını dayayıp çalışmadan para kazananı savunmak ve bu uğurda belki de daha fakir bir çoğunluğu zorla vergi ödetmeye mahkum etmektir.

Sen de bu yolda 3H’ ye destek vermek istersen, 7 Şubat Pazar Günü saat 10.00’de  Taksim’de AKM Önünde bizimle buluş, bu haksızlığa, sahtekarlığa ve vicdansızlığa dur de.

İletişim: This e-mail address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it  

   
statism

Serbest Piyasa Dersliği: Serbest Piyasa mı Kontrollü Piyasa mı?

There are no translations available.

3H Hareketi, "Serbest Piyasa Dersliği" seminerlerine başlıyor.

Bu derslikler ile amacımız, Liberalizm'in özellikle ekonomik perspektifine dair duyulan şüpheler ve kafalarda kalan soru işaretlerini beraber tartışmak, karşıt fikirlerin de ifade edilmesine olanak tanımak.

Bu bağlamda ilk etkinliğimiz 27 Ocak Çarşamba günkü LDT ile ortaklaşa düzenlediğimiz seminerle başlıyor, 30 Ocak Cumartesi ise öğleden akşama film gösterimi ve münazaralar ile "serbest piyasa ve sosyal devlet" gerilimini masaya yatırıyoruz.

Program:

27 Ocak Çarşamba
19.00 - 21.00: Sosyal Devlet Ayrımcılığı Teşvik Eder mi?
Soner Tunceli - Genç İşadamı, www.sonerhoca.com
   
  • «
  •  Start 
  •  Prev 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  Next 
  •  End 
  • »