There are no translations available.
“İnternet herkesin kullanımına açıktır, ancak kapitalizm her şey için bir sahip ve bedel talep etmektedir. Düşüncelerdeki bu yeni özelleştirme yaygın bir tepkiye ve adaletsizlik duygusuna yol açtı. Fikri mülkiyet haklarının sıkı bir şekilde kontrol edilmesi aslında gelişmenin yavaşlamasına neden olmaktadır. Yeni teknolojiler standart kapitalist işletme modelini aşmış durumda. İnsan yaratıcılığını zincirlerinden kurtarmak için kapitalizmden de kurtulmamız gerekiyor. İnternet bize sosyalizmde nelerin mümkün olabileceğine dair bir fikir veriyor. Onu bizden almalarına izin vermeyin!”diyor, Mick Brooks yayınladığı “Kapitalizm ve İnternet” adlı makalesinde. Ona göre kapitalizm her şeyi “bir kutuya hapsetmek” ister çünkü ancak bu sayede onu metalaştırıp pazarlayabilmesi gündeme gelir. Brooks’un asıl eleştirisi ise, fikri mülkiyet haklarıdır. Fikri mülkiyet hakları, insanların düşünmek için sahip olduklarını “sandıkları” teşvik sonucu oluşan kapitalist bir hegemonya mantığının doğal bir biçimidir.
Her şeyi bir kenara bırakalım ve meselenin sadece özünü tartışalım. Fikri mülkiyet haklarını eleştiren Brooks ve diğer sosyalistler, sahip oldukları fikrin sadece bir fikir olarak kalacağını mı düşünmektedirler? Maddi üretim her zaman bir fikrin yönlendirmesiyle oluşmamış mıdır? Fikirden, düşünceden, akıl yürütmeden bağımsız bir üretim var mıdır ki fikri mülkiyet hakları, mülkiyet hakkının kendisinden ayrı tutulsun? Hazlitt, bir makalesinde şöyle diyordu: “İnşa ettiğiniz evinize gelip sorgusuz sualsiz el koysalar siz yeni bir ev yapma konusunda istek duyar mıydınız?”.
Read More
Fikri mülkiyet hakları da buna benzer. Akıl yürüterek ortaya çıkardığınız bir şeyi başkalarının sahiplenmesi durumunda tekrar emeğinizi harcayarak, düşünerek ve yaratıcılığınızı ortaya çıkararak yeni bir şeyler üretmeyi ister miydiniz? Ortaya çıkardığınız şeyi sahiplenemeyecek iseniz, yaratıcılığınızın ne anlamı kalacaktır? Herkesin başkalarına yarar sağlaması elbette hoşluk açısından en “ideal” durumdur; ancak bugün bu ideale en yakın olan, hiç şüphe yoktur ki, herkesin düşünme ve girişim özgürlüğüne sahip olarak tüm yaratıcılığını serbestçe ortaya koyabildiği ve bu yaratıcılıkların serbestçe mübadele edilebildiği, böylece herkesin düşünme ve üretme bakımından geçerli bir teşvike sahip olduğu serbest piyasadan başkası değildir.
Bence Brooks gibiler, sosyalist ülkelerdeki üretim ile serbest piyasaya sahip ülkelerdeki üretim arasındaki farklılığının devasa boyutları üzerinde düşünmeliler. Neden icat, buluş, tasarım, sanat, vs. gibi üretimler serbest piyasada daha fazla gelişmektedir? Neden yayınlanan kitap sayılarından sergilenen tablolara kadar uzanan geniş ölçekteki kültür-sanat üretimleri “dahi” serbest piyasa ülkelerinde daha fazla gelişmektedir?
Bir diğer önemli husus, Brooks ve tüm sosyalistlerin yaptığı genel bir hatadır. Üretilen her şeyin bir maliyeti olduğunu unutan bu arkadaşlar, internetin kapitalizm “yüzünden” satılan bir meta haline getirildiğini düşünüyorlar. Ayrıca yine onun düşüncesine göre internet, satışa çıkartılarak herkesin fiyat ödeyerek sahip olması yüzünden, internet erişimini pazarlayan müteşebbislere yüksek miktarda kar sağlayarak kapitalist hegemonya yaratmaktaymış!
Yine mantıki bir soru sormak lazımdır: üretilmiş, yani üzerinde emek ve sermaye harcanmış bir şeyin, bedava hale getirilerek onun yeniden üretilmesi noktasında tüm teşvik unsurlarını ve yeniden üretimi için üstlenilmesi gereken sermaye miktarını ve risk faktörünü ortadan kaldıracak herhangi bir durum, o şeyin yeniden üretilmesine imkan sağlayabilir mi? Söz konusu internet hizmetini üretenler, gökten kendilerine verilen ve elde edimi noktasında hiçbir zahmete girişmek zorunda kalmadıkları erişimi halka satmaktaysalar Brooks söyledikleri konusunda çok haklı! Ama gelin görün ki gerçekler hiç de Brooks’un iddia ettiği gibi değil. Çünkü bugün bedava olması gerektiği söylenen şey aslında gerçekte yoktan var ediliyor ve bu var ediş hiç de bedava olmuyor. Öyleyse geriye bir soru kalıyor: üretimi bedava olmayan bir şeyin tüketiminin bedava kılınması ne kadar mantıklı ve ne kadar geçerli olabilir? Marks’ın haklarını savunduğu işçilere neden aynı soruyu yöneltmiyoruz: neden emeğinizi bedava vermiyorsunuz? Neden müteşebbisler emeğinize para yatırmak zorunda?
Favori olarak işaretleyin
Favorilerinize ekleyin
Bunu e-posta ile gönder
Okuma: 908
Yorumlar (0)

| < Prev | Next > |
|---|








